İstanbul Escort bıçaklı bahçelievler escort

Bıçaklı bahçelievler escort

 “Özleyecek kadar çok sevmiyorum kendimi. Ama seni özledim,” dedi. Ruhsal durumundaki bu değişime kendisi de şaşırmış gibiydi. 

“Ben birilerini, özellikle de seni özleyecek kadar çok hırpalamadım kendimi. Biraz yıprandım, bu doğru. Yine de hayata tutunmarm sağlayacak bir şeyler bulabildim. Şanslı mıyım sence?” 

“Ne şans!” dedi, gülümsemeye başladı. Sağ alt gözkapağından aşağı hafifçe rimeli akmıştı. 

“Tutunduğun şey bu mu'?” 

Elimdeki tahta saph bıçağı gösteriyordu. 

Bıçağı yere bıraktım, dudaklarmdaki siyah rujun tadını içime çeke çeke öpmeye başladım. Yıllar sonra yine aynı yerden, kaldığımız yerden başhyorduk birbirimizi sevmeye, birbirimizi tanımaya, biraz da birbirimizi acıtmaya. Yıllar sonra, yeniden.Demek büyü bozulmamıştı. 

İki yıl önce, bir barda tanışmıştık. Ilk başlarda çok ilgimi çekmemişti. aslında. Bakışlarmda insam içine çeken, derinlere doğru sürükleyen tuhaf bir şey vardı. Ne yalan söyleyeyim, biraz da ürkmüştüm. Ertesi hafta, yine aynı gün, aynı saatte 0 bara gittim. Nedenini ben de bilmiyorum, gittim işte. Aynı masada oturuyordu. Yalnızdı. Yavaşça yanına iliştim. Buna oturmak denemezdi; kelimenin tam anlamıyla iliştim. 

Yeniden karşılaşmamız onu hiç şaşırtmamıştı. Gülümsedi, “Rahat otursana,” dedi. Sanki geleceğimi biliyordu, gelmemi bekliyordu sanki. 

Arkama yaşlanırken “Güzel bir tesadüf,” de

dim. “Ne tesadüfü.”

 “Bizim diyorum, yeniden karşılaşmamız. . .” “Geleceğini biliyordum.” “Hadi canım, nereden bileceksin. .. Ben bile bil

miyordum buraya geleceğimi. Canım sıkıldı, şöyle bir uğrayayım dedim. Sık geldiğim bir yer değildir ashnda.” 

“Ben de pek sık gelmem.” 

O sırada garson taze sıkılmış limonla bir duble votka getirdi', Önüme koydu. Şaşkınlıkla yüzüne baktım: 

“Ben sipariş vermedim henüz. . 

“Sen gelmeden önce ben söyledim,” dedi. 

Votka limon sevdiğimi de hatırhyordu. İyiye işaretti bu. 

Damdan düşercesine, “Hadi, çabuk iç de bir an önce gidelim...” dedi. 

Salak gibi sordum o soruyu; 

“Nereye?” 

Allahtan cevap vermedi. 

lçkilerimize evimde devam ettik. Çok fazla konuşmadık, sohbeti gereksiz yere uzatmak için çaba harcarnadık. Daha bir iki kelime etmiş, bir iki yudum içmiştik ki, farkına bile varamadan dudaklarımız buluşuverdi. 

Sonra ilişkimize aniden giren, bir daha da kolay kolay çıkmayacak olan o soğuk metalle tanıştırdı beni. 0 gece üçümüz birbirimize karıştık, sarmaş dolaş olduk. _ 

Üçümüz; yani o, ben ve tahta saph bıçak. 

Hani yıllar sonra yeniden geldiğinde elimde duran, ondan kalan tek hatıra olan bıçak. Dudaklarmdaki siyah rujun tadını içime çeke çeke, büyük bir özlemle öpmeye başladığımda elimden usulca yere bıraktığım bıçak. 

Bıçaksız sevişemeyen bir istanbul bahçelivler escort kadınla ilk kez karşılaşıyordum. Önce bayağı tedirgin oldum. Önümde çırılçıplak yatıyordu ve Vücuduna dokunmama izin vermiyordu. Ellerimle değil, yalnızca bıçağın ucuyla dokunabiliyordum ona. Daha önce hiç bıçak görmemiş gibi şaşkınlıkla bakıyordum. Öyle eğreti tutuyordum ki bıçağı. .. 

soğuk metal vücudunda gezindikçe zevkten kıvramyordu. Ben de çıldırmak üzereydim. Ona sarılmamak, tenirıi öpüp okşamamak için zor tutuyordum kendimi. 

Ama yapabileceğim bir şey yoktu; çaresizce kabullenmiştim olanları. 

Daha fazla dayanamadım, bıçağı kendi Vücuduma da sürtmeye başladım. Önceleri pek bir şey hissetmedim ama biraz alışmca, o metal soğuğunun tahrik edici gücüne ben de inanmaya başladım. Yalnızca değdiği yer değil, bütün Vücudum diken diken oluyor, yerimde duramıyor, kıvranmaya başhyordum. ' 

O incecik, simsiyah ojeli parmaklarıyla ustaca kavrıyordu bıçağı, “kendini bana bırak,” diyordu. Bırakıyordum. İçim yavaş yavaş çekiliyor, bıçak tenime değdikçe iç orgarılarımm bile incecik bir tülle kaplandığım hissediyordum. Sonra baygınhkla uyamklık arasında, tam orta yerde sıkı.Şıp kalıyordum. Nefesim yavaşhyor, kalp atışlarım duyulmaz oluyordu. Göz kapaklarırn öylesine ağırlaşıyor du ki, ne kadar çaba harcasam da açamıyordum. Sonra büyük bir gürültü kopuyordu bedenimde. Sulara; bembeyaz, yapışkan, ağdah sulara bulanıyordu bıçak dahil, her yer. 

“Hadi artık, sıra bende,” diyor, sırtını dönüp uzanıyordu. Nedense hep sırtından başlamamı istiyordu. Bayan escort bıçağı sırtında gezdiriyor, sivri ucuyla yumuşacık dokunuyordum kürek kemiklerinin arasına. Sonra kalçalarına indiriyordum bıçağı.. Bacaklarmm arasından geçerken biraz bastırıyordum. Her zamankinden daha sert, biraz daha hızlı sürtüyordum. 

İşin püf noktasırn öğrenmiştim. Kanatmıyordum. Bıçağı asla kaydırrmyordum elimden. 

Aylarca sürdü üçümüzün ilişkisi. Aylarca; gece gündüz. Bıçak, bedenimin bir parçası olmuştu artık. Daha doğrusu, kendi bedenim falan kalmamıştı, üçümüz tek bir beden olmuştuk. Soğuk, ürperten ve çıldırtan tek bir beden. 

Giderken “hoşça. kal” bile dememişti. 

Bir sabah büyük, simsiyah bir boşluğun içine yuvarlanarak uyandım. Yataktan kalktım, boşluk daha da büyüdü. Banyoya gittim, elimi yüzümü yıkamak için musluğu açtım; su yoktu. Musluğu kapatmak istedim, beceremedim. Musluk da yoktu. 

Kendimi hemen dışarı atmam, dolaşmam, rüzgâra, serinliğe ya da ne bileyim, güneşin yakıcılığına karışmam gerekiyordu. Başka türlü dayanamazdırn bu acıya. Sokak kapısma doğru hızlı adımlarla ilerledim. Kapının olması gereken yeri buldum, gözlerime inanamadığım için ellerimle de yokladım Kapı falan yoktu. Deli gibi bir odadan diğerine koşturmaya başladım. Açabileceğim bir tek kapı yoktu evin içinde. Belki ev bile yoktu, bilmiyorum. 

Ben var mıydım peki? O sabahı, o lanetli sabahı sahiden yaşamış mıydım? Ondan da emin değilim. 

Tek bildiğim, o tahta saph bıçağı bana bırakıp, bir “hoşça kal” bile demeden çekip gittiğiydi. 

Yıllar sonra, haber bile vermeden, aniden istanbul escort gelmişti işte. Bir kez daha, yine aynı hızla girmişti hayatıma. 

Hiçbir açıklama yapmadı. Sadece “seni özledim,” dedi, 0 da yetti zaten. Belki de söylenmesi gereken başka bir şey yoktu. Neden gittiği Önemli değildi. Neden geldiği de... Önemli olan tek şey şu anda burada ohnasıydı. Bir de, benim için, ikimiz için yanında getirdigi siyah saph avcı bıçağı... 

Bu bıçak, ilişkimizi yeni bir boyuta taşıyacaktı. Belki de taşımıştı bile. 

Aşkımızm kolay kolay bitmeyeceğini, sonsuza dek süreceğini o anda anladım. Birbirimizden uzakta olduğumuz süre içinde aramızdaki ilişki soğumarmş, aksine, aleve tutulan bir bıçak gibi iyice kızışmış, yakıeı, kamucu bir hal almıştı. 

Dudaklarımı escortun dudaklarından ayırmadan gömleğinin düğmelerini çözmeye başladım.Sonra gömleği omuzlarından asırttım, sırtından süzülüp ağır ağır yere düşmesini seyrettim. Her zamanki gibi sutyeni yoktu. Sol elimle göğsünü avuçlayıp okşamaya başladım. Elime, orada olmaması gereken bir kabarıkhk geldi. Başımı hafifçe geriye çekip yan gözle göğsüne baktım. Göğüs ucunun hemen yamnda bir yara izi vardı. 

. “Yeni mi oldu bu?” 

Yine gülümsemeye başladı. “Her şey yenidir hayatım. .. Karşılaştığımız her şey. .. Beni çok çabuk unutmussun.”                        
 “Seni asla unutmadım. Ama bu yara izi yoktu daha önce. Dikkatimi çekti...” 

“Ben yara izinden değil hayattan bahsediyorum. Geçmiş çoktan bitti. İkı'miz de yeni, yepyeni insanlarız artık. Yaşadığımız da yeni bir ilişki. Ashna bakarsan dünya bile yeni bir dünya. Doğal olarak yara izi de yeni.” 

“Eskimeyen şeyler de var ama; gelirken yeni bir bıçak getirmeyi unutmamışsm mesela.” 

Yeniden gülmeye başladı. Güldükçe gözleri yaşarıyor, sağ gözkapağınm altından akan rimel yanağından aşağı süzülüyordu. 

“Bıçaklar eskimez, biliyorsun, sadece biçim değiştirir.” 

Simsiyah saph avcı bıçağını avucunun içinde döndürdü, “Bunun verdiği zevk bambaşkadır,” dedi. Buz gibi metali kolumda gezdirmeye, heyecandan titremeye başlayan tenime sürtmeye başladı. Sonra omuzlarıma doğru çıktı, enseme geldiğinde hafıfçe bastırdı. Zevkten çıldırmak üzereydim. 

Hızla eğilip eteğinin düğmesini çözdüm. Eteği hafıfçe aşağı doğru çektim. O kısacık siyah etek bacaklarma sürtünerek ağır ağır indi, ayaklarımn dibinde yığılıp kaldı. Her zamanki gibi külot yoktu içinde. 

“Bir de her şey değişti, ben yeni biriyim diyorsun..İç çamaşırı giymeme alışkanlığın değişmemiş işte!” . 

Cevap vermedi. Gerçi benim de bu konuyu tartışmak gibi bir niyetim yoktu. Şu anda yapılacak en saçma şey, nelerin değiştiği, nelerin değişmediği konusunda kafa yormaktı. Tam dilimi o kabarık tüylerin içinde gezdirirken sırtıma arıiden saplanan bir sızı hissettim. Hafıfçe irkildiın ama önemsemedim. 

Dilimi iyice dışarı çıkartmayı, büyük bir hızla, bir yılan gibi kıvırarak kullanmayı ondan öğrenmiştim. Sırtımdaki acıya rağmen dilimin ucuyla küçük vuruşlar yapa yapa aşağılara doğru indim. 

Bir anda, ikimiz birden yerde bulduk kendimizi. Yerlerde yuvarlana yuvarlana, koltuklara, duvarlara, kapılara çarpa çarpa karışıyorduk birbirimize. Onu gerçekten özlediğimi, hem de sırılsıklam özlediğimi hissettim. 

Sonunda ikimiz de yığılıp kaldık. Bütün Vücudum ter içindeydi. Sırtımdan yapış yapış, koyu bir ter akıyordu. Tuhaf bir acı duyuyordum. 

Elimi sırtıma götürdüm. .. Ter falan değildi bu, basbayağı kana bulanmıştım. 

“Ne yaptın sen?” diye bağırdım. “Bıçakları Vücudumuza sürterek sevişirdik hep. Saplamak yoktu, unuttun mu?” 

“Unutmadım,” dedi. “Sadece, bir an için ne yapmam gerektiğini hatırlayamadım. Bak, bu da ilişkimiz açısmdan yeni bir şey. Sahiden çok değişmişiz ikimiz de!” 

Alelacele giyinmeye başladı. Durdurmak istediın ama ona engel olacak gücü bulamadım kendimde. Başım dönüyor, gözlerim kararıyordu. Göğüsleri gittikçe ilulaştı, bacakları birbirine karışmaya başladı. Gömleğinin düğmelerini ilikleyip eteğini giydiği arı etraf simsiyah oldu. 

Yanağımda, dudaklarının sıcaklığını hissettim. Bu kez öperek gidiyordu. Öperek ve öldürerek. 

Kan kaybından ölmek umurumda bile değildi, beni bir kez daha yüzüstü bırakıp gitmesine dayanamıyordum. Son bir çabayla “Gitme,” dedim ama sesimi duyup duymadığından emin değildim. 

Simsiyah bir boşluğun içine, büyük bir hızla yuvarlandım. 

Bu, ikinci gidişiydi. 

Ikinci ve son gidişi.